|
İNTERNET ÜZERİNDEN RADYO YAYINCILIĞI Türkiye’de internet radyoculuğu önem kazanmaktadır ama uygun kitleyi seçemediklerinden onların da çoğu ya marka olmuş bir radyonun adı altında faaliyet göstermekte ya da kapanmaktadır. Türkiye’de kurulan internet radyoları internet radyoculuğuyla alternatir radyoculuğu henüz birleştirememiştir. İkinci Dünya savaşından sonra televizyonun gelişmesi önce basının, sonra da geleneksel radyoların önemini azaltmıştır. Ancak 1948 yılında transistörün bulunuşuyla, kolayca taşınabilir hale gelen radyo en kolay ulaşılabilen iletişim aygıtı olmuştur. İlk Alternatif radyo 1946 yılında ABD'de yayına başlamıştır. 1946'den sonra da Brezilyalı eğitimci Paolo Freire'in düşüncelerinden esinlenen "halk radyosu" Latin Amerika ülkelerinde kurulmaya başlanmıştır. Avrupa ülkelerinde 1960'larda gemilerden yapılan yayınlarla başlayan radyo1970'li yıllarda ilk olarak İtalya daha sonrada Fransa başta olmak üzere diğer ülkelerde özgür radyo olarak hayata geçmiştir. Devlet tekellerin yıkılmasına neden olan bu anlayış sonucu kurallara aldırmayan radyolar kurulmuştur. Devlet yönetimleri başlangıçta ve yasadışı olarak tanımladıkları bu radyoları 1980'li yıllar içerisinde yasallaştırdılar. Bu radyolar yasalarca tanındıktan sonra frekans tahsisleri başta olmak üzere çeşitli kolaylıklardan faydalandılar. Devlet tekellerinin devam ettiği ülkelerde ise vatandaşların devletin yayın kuruluşlarından daha fazla yararlanması olanakları doğmuştur. Bu durumda devlet tekelinin devam ettiği ülkelerde de tekelin göreceli olarak delinmesine sebep oldu. Alternatif radyoların gelişim süreci şu şekilde özetlenebilir; Başlangıçta ülke çapında yayın yapan ulusal ve geleneksel radyolar, bölge insanlarına seslerini bölge vericileri ile iletmeye çalışmışlardır. Programların tümü ulusal olmakla birlikte, bölge haberlerine dar ölçüde yer ayrılmıştır. Bu birinci evreden sonra "desantralizasyon" yani merkezden ayrılma eğilimlerinin geliştiği görülmüştür. Bölgesel radyolar bir ölçüde özerkliğe kavuşarak bütçe ve program oluşturma konularında az çok yetki sahibi olmuştur. Bu gelişmenin üçüncü evresi de bölgesel radyoların tam bir özerkliğe kavuşması ve yerel ve kamusal kurumlara radyo merkezinde daha geniş yetkiler verilmesidir. Bu bölgeciliğin ve özerkliğin sınırları ülkeden ülkeye değişir. Geleneksel radyoların sağladığı bölgesellik ve özerklik bir süre sonra dinleyicileri doyurmaz olmuş ve insanlar radyolardan daha somut konuların incelenmesini ve kendi sevdikleri müziklerin çalınmasını istemeye başlamışlardır. Bu gereksinmelerin karşılanması içinde çeşitli toplulukları kendi radyo istasyonlarını kurmaya yönelmişlerdir. Teknolojik gelişmeler bu olanakları sağladıkları için kamusal topluluklar, örgütlenmeler yasaları zorlamaya başlamış ve ilk başlarda radyolar kurarak yayıncılığa geçmişlerdir. Bu gelişim sonucu devlet tekelleri fiili olarak ortadan kalkmış ve radyo yeniden ilk yıllarında ki cazibesine kavuşmuştur. Bugün Amerika'dan Ekvador'a, Burkina Faso'dan Bolivya'ya kadar dünyanın bir çok ülkesinde alternatif radyo yayınları yapılmaktadır. |